| HEAVY
METAL TARİHİ (sayfa 1/6) Heavy
Metal ortaya çıkışından, günümüze kadar her dönemde, birçok kişi ve kuruluş tarafından
yanlış bilinmiş, yanlış bilgilendirilmiş ve yanlış anlaşılmış bir müzik türü olmuştur.
Ne yazıkki bunun sebebi, dinleyenlerin büyük bir kısmının ve medyanın konuyu yanlış
ele alıp genele yanlış iletmesidir. Heavy Metal'e saldırma ihtiyacı hisseden bazı
insanlara karşı, bilinçsiz ve duygusal bir savunma yerine, geçmiştede ele alınmış
bu konuyu, hem bir cevap niteliğinde, hem de Heavy Metal'in geçmişini merak edenlere
bir kaynak niteliğinde bu yazıyı derlemeye karar verdim. Bu hafta başlayacak olan
diziyi sonuna kadar takip etmenizide ısrarla tavsiye ederim. Heavy Metal ne
zaman başladı ? Buna "Herşey Black Sabbath' la başladı" diye kısa bir
cevap verebiliriz. Ama bunun öncesinde ilk kıvılcım nerden geldi kimin tarafından
geldi bir göz atmak gerekiyor. Evet, ilk kıvılcım "The Kinks"in ,"You
really got me" ve "Who"nun "My generation"ıydı. İlk Heavy
Metal yıldızı ise 1965 yılında "The Spiders" grubuyla çıkan 34 yıllık
efsane Alice Cooper'dı. Yinede Heavy Metal gerçek çıkışını 1967'ye kadar gerçekleştiremedi
ve Alice Cooper 'ın 1971'deki "Love ıt to death" albümüne kadar popüler
zihniyetin dışında kaldı.
1966'larda rock dünyası hala "Yaz Aşkı"(Çiçek
Çocukları)'ının gölgesindeydi. Ama beklenen devrim "Steppenwolf"un "Heavy
Metal Thunder" parçasında söylediği gibi dünyayı sallamaya başladı. Cream,Jimi
Hendrix Experience, Led Zeppelin, Vanilla Fudge, Iron Butterfly, Grand Funk Railroad,
Free, Uriah Heep, Mountain, Humple Pie, Bloodbock, Black Widow, Cactus ve Black
Sabbath, 1966 ve 1970 yılları arasında birer birer ortaya çıktılar. Köklerini
Rock'N'Roll, ve Blues'dan alan bu sert müzik "Yaz Aşkı" rehavetinden
sıkılan gençlik üzerinde giderek etkisini arttırmaya başladı.
Cream ve Jimi
Hendrix Experience, Heavy Metal'e ticari profili getiren ilk gruplardandır. Efsanevi
Eric Clapton ilk üç kişiden oluşan grubunu kurarak ,"Sunshine of your love"
ve "White room" parçalarıyla piyasaya giriş yaptı. Dört albüm ve iki
yıldan sonra "Cream","Rush" ve "Van Halen"la birlikte
ağırlıklarını rock dünyasında hissettirmeye başladı. Efsanevi Jimi Hendrix kendisine
özgü gitar sound'uyla süslediği iki albümü "Are You Experienced?" ve
"Electric layland", Janis Joplin ve Doors'u ilah gibi gören binlerce
dinleyiciyi balyoz gibi dagıttı. Bu arada yeni gruplar Foghat, Bad Company,
Budgie, UFO ve Status Que sound'larını sertleştirirken, 1973 yılında Heavy Metal'in
kralları Led Zeppelin, Deep Purple ve Black Sabbath, diğer grupları gölgede bıraktı.
Teknik güçleri, şarkılardaki üstün kompozisyonları daha önce görülmemiş hırs ve
tutkuları ayrıca o zamanların en sert müziğini yapmaları, bunun doğal sebebiydi.
İşte bu sıralarda Heavy Metal'in satanik imajıda harkulade sahne show'larıyla
ön plana çıktı.
Satanik imaj, iki İngiliz grubunun öncülüğünde ortaya çıktı;
Black Sabbath ve Led Zeppelin. Jimmy Page, gerçekten güçlü bir satanik kişiliğe
sahipken, Black Sabbath'ın lirikleri, şarkıların temaları doğrudan ökült ve mistik öğelerini
içermekteydi.Ama siyah pelerini, taşıdıgı mum ve şamdanıyla Ozzy Osbourne hayranlarına
korku saçıyor ve yol gösteriyordu.
Sahne show'larında ise Led Zeppelin'in
iki saatlik "Rock tıll your drop" ve Alice Cooper'ın Boa Yılanı taşıyan
kadın show'u daha sonra bir çok grup tarafından taklit edilmişti. Heavy Metal'in
bu ilk yılları, bir çoklarınca öncü olmasından dolayı, en iyi zamanları olarak
tanımlanır ve şüphesiz Heavy Metal tarihinin en içten zamanları olarak bilinir
ve kabul edilir. İşte Led Zeppelin belkide en popüler grupların başında gelmektedir;
klasik parçaları "Black Dog" ve Arap müziği havasında, Arap teması üzerine
kurulu "Kashmir"in yanı sıra Reggea ve Folk müziğinden oldukça dahiyane
sentezleriyle müzik dünyasına adını altın harflerle yazdırmıştır. Efsanevi parçaları
"Stairway to heaven" bugün hala birçoklarının raflarında ön sıralardadır.
Ancak Heavy Metal'in gerçek ruhu 1970'lerde Black Sabbath'ın sahne almasıyla ortaya
çıkar. Tonny Iommi'nin karanlık ve lanetlenmiş müzikal liderliğinde Ozzy Osbourne,
Bill Ward ve Geezer Butler'in klasik parçaları "N.I.B.","Paranoid","Children
of the grave", tema olarak başta Metallica ve Corrosion Of Conformity olmak
üzere bir çok grupta görülmektedir. Bu arada vokalist Rod Evans ve basist Nick
Simper aralarına bir başka ilah olan Ritchie Blackmore, Jon Lord ve Ian Gillan'ı
alarak uzun yıllarca bir çok dinleyiciyi fethedecek Progresiv Rock adını verdikleri,
rock'ın temel taşlarından Deep Purple'ı kurdular. 1970'lerin ortalarında altı
yeni grup sahne ışıklarının altında yürüdüler; Judas Prıest, Thin Lizzy, Queen,
Aerosmith, Kiss ve Blue Öyster Cult. Judas Priest'in iki gitaristle çalışması
yaygınlaşırken, Aerosmith'in Blues, Sex ve Uyuşturucuyu metalin içine sokması
dikkat çekti. Thin Lizzy'nin stil ve estetiği, Queen'in deneysel cesareti ve inanılmaz
melodileri ve Kiss'in, Alice Cooper'ın başlattığı devrimsel, sanatsal sahne show'ları
Heavy Metal'in içine girdi. Blue Öyster Cult ise 1980'lerde kaybolmadan önce 1960'larla
1970'lerin bir uyum içerisinde kaynaşmasını sağlamıştır. İşte Heavy Metal'in
dalları yerlerini sağlamlaştırırken, bazı gruplarda, ileride oldukça popüler olacak
sert Progresive Rock'ın temellerini atıyordu. Pink Floyd, Genesis Heavy Metal
camiasında yer bulurken Jethro Tull, King Crimson, Yes gibi gruplarda nispeten
yumuşak tarzlarıyla "Aqualung","Heartof the sunrise" ve "21st
century schizoid man" gibi klasik parçaları ortaya çıkarttılar. Ama yine
de hiç biri karmaşık yapılı şarkıları, çift sesli melodileri, yüksek teknik ve
virtiözik stilleriyle Progresive Metal'i Rush kadar iyi sunamadılar. İlk albümleri
"Fly by nıght" albümünde müzik ve şarkı sözlerindeki eski hırslarını
Progresive tarzda bırakmışlardı. Bu değişim daha çok "A farewell to kings"
ve "Hemispheres" albümlerinde çok net anlaşılmaktadır. Diğer bir çok
Progresive gruplar Emerson Lake And Palmer, Focus,Asia ve Marillion Heavy Metal'le
flört etmesine rağmen zaman içerisinde kayboldular. 1970'lerin sonlarında
talihsiz bir şekilde durgunlaşma oldu. Kiss ticari kaygılardan eski etkileyiciliğini
kaybederken Aerosmith, Thin Lizzy ve Black Sabbath, uyuşturucu yüzünden kendi
mezarlarını kazıyorlardı. Deep Purple kişisel sebeplerden sönerken, Led Zeppelin
davulcuları John Bonham'ın ölmesiyle dağıldılar. Bu dağılma diğer grup elemanlarının
aldığı kararla oldu. Led Zeppelin, John'suz olmaz diyerek bir daha toplanmamak
üzere dağıldılar. Fakat sadece Judas Priest ve Queen insanları peşinden sürüklemeyi
hala başarıyorlardı. Sadece eski gruplar ölmüyordu, yeni çıkan gruplarda o eski
şanlı günleri bıçaklıyorlardı. Sadece bir kaç grup Heavy Metal ateşini sürdürmeye
çalışıyordu. Bon Scott'un cehennemi çığlıkları, gitarist Angus Young'ın sitiliyle
AC/DC ve Rush bu grupların başında gelmekteydi. Amboy Dukes'ün eski elemanı Ted
Nugent , Cat Scratch Fever ve Double Live Gonzo gibi yan projeler, yetmişlerin
sonlarındaki nadir Heavy gruplarıydı. Ronnie James Dio'nun kişisel nedenlerden
dolayı ayrılışıyla , Blackmore's Rainbow' da 1980'lerin başında yıkılan enson
Heavy Metal deviydi. Ondan sonra metalin, kardeş müziği Punk, rock dünyasını
zamansız bir ölümden kurtarmak için sahneye çıktı. Ancak kendi enstrümanlarını
çalabilen , Faşizme, kendi hükümetlerini ve temelde günlük hayatı protesto edebilen
bir kaç grup, kaba sahne soytarılıklarıyla, üç akorluk parçalarıyla ve öfkeleriyle
dikkatleri üzerlerine çektiler. Punk fırtınasının ilk temsilcileri Iggy And The
Stooges, MC5 ve New York Dols sayılabilir. 1960'lar ve 1970'li yılların, başlarında
, Sex Pistols, Ramones, The Clash, The Dead Boys, U.K.Subs, The Misfits, Crass,
The Exploited, The Gloomy, Amebix Banshees ve The Plasmatics gibi nispeten az
tanınmış gruplar Punk fırtınasını dünyada estirdiler. Punk'ların , Punk-Heavy
Metal olayına en büyük katkısı, toplumdaki yanlış olaylara protestolarıydı ( Chıldren
of the grave ve War Pigs şarkılarında Black Sabbath'ın işlediği konuların yansımasıydı
belkide). Punk'ın en önemli üç grubu Iggy And The Stooges, Ramones ve Sex
Pistols'du. Bunlardan ilki Iggy Pop'un grubuydu. Şaşırtıcı sahne show'ları, çok
enerjik on-onbeş dakikalık parçaları ve vahşi hareketleriyle dikkati çektiler.
İkincisi Ramones'di. Ramones zamanına göre son derece korkusuz, şarkılarıyla,
yakın dönemdeki , Red Hot Chili Peppers gibi grupların kurulmasına öncülük etti.
Ve son olarak belkide tüm zamanların Punk-Rock grubu Sex Pistols; Grubun başlangıcı
oldukça ilginçti, Malcom McClaren'in Rock'N'Roll'dan önceki herşeye karşı olan
projesiyle başladı herşey. Daha sonra bu proje kapsamında iyi bir Punk-Rock
grubu kurmayı başardılar. Temel konuları politik protestolar ve alaycı yaklaşımlardı
(God Save The Queen, politik protestolara,Sub-Mission ise alaycı konulara örnek
gösterilebilir). Ne yazık ki grup Amerika turnesi esnasında kendi kendini yok
etti. Basist Sid Vicious, kız arkadaşı Nancy Spunge'yi öldürdü ve peşi sıra aşırı
uyuşturucu aldıktan sonra da intehar etti.Bu olay Vicious'u Punk'ın en rezil şehiti
yaptı ve böylece Punk-Rock'ın sonu gelmeye başladı. Fakat Punk-Rock'ın bir kısmı
1990'lara kadar underground olarak devam etti. Gençliğin gözünde Punk ölürken,
başka bir agresif grup güçlü bir etkiyle ortaya çıktı; Motorhead. Motorhead, bugünlerde
Thrash/Speed/Power Metal diye bildiğimiz ve ileride Death Metal'e kaynak olacak,
her şeyin başlanğıcı olacaktı. Grubun ilk albümü "On Parole"(1976)'da
serbest kalmamış gücün ufak bir belirtisiydi sadece. Daha sonra 1970'lerin sonunda
ve 1980'lerin başında çıkan "Overkill","Bomber","Ace
Of Spades" ve "No Sleep 'Tıl Hammersmıth" gibi albümler,"Pedal-to-the-metal"
parçalar içeriyordu (Pedal-to-the-metal: Ağırlıklı olarak gitar pedallarının kullanıldığı
parçalar). Motorhead, sadece metal izleyicilerinin ilgisini çekmekle kalmadı,
aynı zamanda çok sayıda ateşli Punk hayranının ilgisini çekti. Böylece de Metal'le
Punk arasında sonunda Hardcore'un oluşumuna neden olacak bir birlikteliğin başlangıcına
işaret etti. Başa
Dön |